Bahar

Aslında ne kadar meraklıyız herşeyin bizim kontrölümüzde olması fikrine. Ne kadar saplantılı bir durum aslında, elimizde olmayan onca şeye bakınca. Evet hayatınızı istediğiniz yönde yaşamak için gerekli donanım hep elimizdedir ama bunu kullanmak yerine niye hem elimizden gelenin ötesinde beklentiler içerisinde kayboluruz ki? Kendi hayatımızı bile yaşayacağımız forma getirememişken başkalarının hayatlarını belli bir forma sokma çabamız neden olabilir ki? Kendi yapamadıklarımızı başkaları aracılığı ile mi yapmaya çalışıyoruz acaba? Bu herşeyi kontrol altında tutmaya çalışıpta sonra kaderci takılmalarımız yok mu, beni benden alan anlar işte asıl onlar belki de aradığımız çarpıklığı tüm çıplaklığı ile yüzümüze vuracak olan.

Meraktan geliyor başımıza gelen her ne varsa. İlk öpüşme, ilk sevişme, ilk kez evden kaçma, ilk kez bir arkadaşın evinde kalma… Aslında hepsi bir kontrolün bizde olduğunu gösterme aracı değil mi birilerine karşı. Bedenlerimizle ve hayatlarımızla ne yapılacağına karışmalarını istemediğimizi gösterme şeklimiz değil mi? Sevmelerimiz bile aslında bu bağlamda kimi zaman tepkisel gelişmiyor mu? Kendi kendinizi kandırmıyor musunuz hiç, eski sevdiklerinizi hatırladığınız zamanlarda yeni sevgililerin yanında? Yoksa rolünüzde ustalaştınız da belli mi olmuyor dışarıdan?

Her bahar aşık olurum ben diye yazmıştım eski bir yazımda. Her bahar aşık olurum, yeni baştan. Yeni birisine hep sıfırdan. Yapılan yanlışları bilmeyen birisiyle yargısız bir şekilde. Başladığı gibi bitmez her zaman. Öyle ya kontrol bazen kaybolur duygular arasında bir noktadan sonra, yavaşça. Yokluğunu hissetmezsiniz belki de o kaybolan kontrol duygusunu ve aramaz bilinçaltınız kontrollü halinizi ta ki ne yaptığınızı fark edene kadar. Bilinçli sevişmek zor olsa gerek birisiyle. Duyguların ve o anın tadını çıkarmaktan mahrum bir an olsa gerek belki de. Gözleri açık öpüşmek gibi bir şey olsa gerek ilk kez sevişirken anı yaşamaktansa kontrolü sağlamaya çalışmak.

Çalmamalı bazı duygular kapınızı mesela öyle anlarda. Ya hiç gelmemeli yanınıza, ya da kırıp girmeli kapıyı açmayacağınızı bildiği için çalan kapıyı. Kaç kere çalar acaba Aşk kapınızı? Peki ya Nefret, Öfke, Kin, Kıskançlık, Bencillik kaç kez kırdı kapınızı? Çalmamalı kapı falan duygular, olduğu gibi olmamalılar. Anın tadını çıkarmamıza bir fırsat tanımalılar. Orada olduğumuzu hatırlatacak anılar an an dolarken zihninize sadece içinizden gelenler olmalı belki de.

Bu yazı Fikren Düşündüklerim içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın